Metin PİLE Yazıları - İSTANBUL UN FETHİ VE FATİH / Metin PİLE - KUMRU KÜLTÜR VE TANITIM SİTESİ
İSTANBUL UN FETHİ VE FATİH / Metin PİLE
Yazı
Boyutu
Tarih : 29.05.2010 - 15:58:05
Selam olsun iki cihan serveri peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V)in müjdesine nail olan , İstanbulu fethedip bizlere hediye eden, Fatih Sultan Mehmet Hana, Hocası Akşemsettin Hoca nezrinde diğer hocalarına, Ulubatlı Hasanlara,
Dünyada meydana
gelen ve büyük değişimlere sebep olduğu için çağ açıp kapattığı söylenilen bir
çok tarihi olay; aslında insanlığın asıl kaynağını, vazifesini arayışının
somutlaşmış halidir. Kimi zaman büyük değerlere sahip çıkmayanlara verilen bir
ceza, kimi zaman ise inanmanın ve inandığı şeyi hakim kılmanın verdiği bir
mutluluk şeklinde sonuçlanan bir mücadelenin özetidir.
İşte bu
mücadelenin dönüm noktalarından birisi de İstanbul’un fethidir
“İstanbul elbette feth
olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel bir komutan veonun askeri ne güzel
bir askerdir.”nail olabilmek için Hz.
Osman dönemiyle birlikte baştaAnadolu’nun iç kesimlerine (Ankara’ya kadar)
olmakla birlikte İstanbul’a doğru fetih hareketlerini genişletmişlerdir.
Rivayetlere göre 29 veya 35 kez kuşatılmıştır. Emeviler dönemiylebaşlayan
İstanbul’un fethi fikri sonuç vermemekle birlikte gittikçe olgunlaşmıştır.
Fetih; sadece
bir beldeyi silahla ele geçirmekten öte, çok daha derin manalar ihtiva eder. Bu
sebeple hem maddî, hem de manevî açıdan ele alınıp değerlendirilmelidir
İstanbul’un fethi ile birlikte yıllardır; küfrün, rezaletin,
zulmün, soygunculuğun kanlı pençelerinde inleyen insanlara huzur ve mutluluk
yolu açılmış, İstanbul’a giren Osmanlı askeri Rum kızları tarafından çiçeklerle
karşılanmış ve halk her türlü çirkinliğin sembolü haline gelen “Latin serpuşu”
yerine İslam’ın adaletinin simgesi olan “Türk Sarığı”nı büyük bir açık
gönüllülükle kabullenmişti.
İstanbul’un
fethinde Fatih’in şahsiyetinin ve toplumun İslamî ve ahlakî seviyesinin çok
büyük etkisi olmuştur. Doğumundan itibaren fetih ninnileri ile büyüyen, Molla
Gürani ve Akşemseddin gibi zatların tasarrufunda yetişmiştir.Molla Gürâni, talebesi Fatih'e dersini
vermiş, Fatih'te odasında istirahata çekilmişti. Hocası bakar ki, Fatihin
odasının ışığı yanmakta. O saatte uyuması gereken Fatih ne yapıyor diye, odaya
girer. Niye yatmadın diye sorunca; Fatih şu cevabı verir; "Hocam,
uyuyamayışımın sebebi, tâ Sahabe-i Kirâam zamanından beri defalarca muhasara
edildiği halde, Kostantiniyye şehri niçin fethedilemiyor? İşte bu gece onun
plânlarını yapmakla meşguldüm.” Bunu duyan molla Gürani; “Evladım bu zafere
kavuşmanı bütün gönlümle arzu ediyorum. Lâkin, ben senin câhil bir kumandan
değil, âlim bir kumandan olmanı isterim. Onu fethedecek kumandan hem âlim, hem
âdil olacaktır” buyurdular
Bu
duygularla Fetih gerçekleşti. Ulubat’lı Hasan tarihte görülmemiş fedakarlık
örnekleri göstererek, diğer yiğitlerlebirlikteBizansınburçlarında,Osmanlının şanlı bayrağını dalgalandırmayı başarmışlardı. Takvimler, 29
Mayıs 1453 tarihi, günlerden Salı gününü gösteriyordu. İstanbul’a giren genç
padişah, yıkılmaya yüz tutmuş Ayasofya’nın 3 gün içinde Cuma namazı için
hazırlanmasını emretti. Bu emir geceli gündüzlü çalışılarak yerine getirildi. 1
Haziran Cuma günü, İlk Cuma namazı Ayasofya’da kılındı.Bu namazın imamlığını Kostantin’i İstanbul
yapan Fatih Sultan Mehmet yapıyordu. Kılınan bu Cuma namazı, İslâmın zaferi,
Bizans’ın çöküşü olarak kaynaklara geçti.
Fetihten
bahsedip de Ebu Eyyup El-Ensari’yi anmamak ona büyük haksızlık olur. O bu
sevdayı tüm hücrelerinde hissedip, ömrünün son baharında bu sevda için kıtalar
aşmıştı.
Ebû Eyyûb
el-Ensari Hazretleri de “Beni alın götürebildiğiniz kadar ileriye götürün.
Hatta imkan varsa surların içine girin ve beni oraya gömün! Biz İstanbul’u
fethetmek için geldik, ama bana nasip değil. Ne var ki bir gün Efendimizin bu
haberi mutlaka çıkacak ve bu müjdesi mutlaka tahakkuk edecektir. Ben burada
gömülü olayım. Yanı başımdan geçen İslam süvarilerinin kılıçlarının,
kalkanlarının şakırtılarını işitmek hoşuma gider. Bırakın hiç olmazsa o
leventlerin seslerini duyayım.” Diyor. Aradan 5-6 asır geçiyor, Cenabı Hak o
muştuyu, yağız Türk Levendi, 22 yaşındaki Hz. Fatih’e nasip ve müyesser ediyor.
Çağ açma-kapama, Nebinin iltifatına mazhar olma, Avrupa’ya açılacak Hayber
kapısı gibi demir kapıyı kırma ve Muhammedi ruhu tastamam temsil etme, kaderin tatlı
cilvesi ona nasip oluyor. Allah’ın takdiri ya; adı bile Mehmet, yani Muhammed
Fatih olmuştur. Evet O, Muhammediliği adetâ bir Mehdi mahiyetinde temsil
etmiştir. Eba Eyyûb-el Ensari Hazretlerinin duyduğu nâra, Fatih’in nârası ve
takdirle karşılayıp “Hoş geldiniz” dediği ordu da onun ordusudur.
1453 den, 1918
yılına kadar, 465 yıl Müslümanların hınca hınç doldurduğu Ayasofya şöyle bir
olaya sahne oldu. Birinci cihan harbi milletimizin aleyhine neticelenmişti. 6
asır içinde namaz kılınan Ayasofya, kilise yapılmak isteniyordu. O günlerde
İstanbul’u işgal eden düşman askerleri, Ayasofya’yı koruyan Binbaşı Tevfik
bey’den caminin teslimini istediler.
Binbaşı Tevfik;
“Buraya giremezsiniz. Burası benim mâbedimdir. Girecek olursanız, hepinizi öldürürüm.
Şayet siz beni öldürürseniz, Caminin köşelerine gizlediğim dinamit lokumlarıyla
Ayasofya’yı tepenize geçiririm, isterseniz deneyin” deyince; düşman askerleri,
bu kararlı tutum karşısında, çekip giderler. İstanbul, İşte bu imanla alındı.
Bu imanla günümüze kadar korundu. O belde, tarihi ve dini güzellikleri
sinesinde saklamaktadır. Tarihimiz boyunca, Evliyâ ve Şühedâ yurdu olarak
kalmış olan İstanbul’u, ecdadımızın bize bıraktığı miras doğrultusunda korumak
görevimiz olmalıdır Ulubatlı Hasan gibi askere ve alışverişte kardeşini
kendisine tercih edebilecek olgunluğa sahip olan bir topluma emir olan Fatih’in
başarması Allah (c.c.)’ün bir lütfu olmuştur. Zaten Fatih gücünü Allah’a
bağlılığından almıştı
Çünkü bu bir
fetihti işgal değil. Bir intikam ve nefret numûnesi değil merhamet neticesiydi.
Fetih yüreklere giden bir yoldu. Fatih ve askerleri ise bu yolun yolcusu idi.
İstanbul
fethedildikten sonra hiçbir şey eskisinden kötü değildi. Eski adına ne varsa
karalanmadı, küfredilmedi. Bizansın mezarlarındaki kemiklerin ülke dışına
atılmasını teklif etmedi kimse. Ne halkın malına el kondu, ne bu insanlar
köleleştirildi. Ne canlarına kastedildi, ne de dinlerine müdahale edildi.
Sadece zulüm kaldırıldı, zalimler cezalandırıldı
Ne var ki hem
dünyada hem de kendi tarihimizde bu derece önemli olan İstanbul’un fethi layıkı
ile değerlendirilip kıymet ve değeri bilinemiyor. Zamanlarının bir çoğunu
günübirlik eğlenceler peşinde geçiren Fatih’in torunlarının(!) 29 Mayıs Fetih
tarihinden haberleri bile olmuyor.
Selam olsun iki cihan serveri peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V)'in müjdesine nail olan ,
İstanbul'u fethedip bizlere hediye eden, Fatih Sultan Mehmet Han’a, Hocası
Akşemsettin Hoca nezrinde diğer hocalarına, Ulubatlı Hasanlara, Yeniçerilere ve
diğer askerlerine. Selam olsun gönüllerinde fetih heyacanını duyanlara......