İstanbul'un Fethinin, Müslüman Türk tarihinde ayrı bir yeri vardır.
Fetih, bir beldeyi harp veya sulh yoluyla ele geçirmek ve kapılarını İslam'a açmak anlamına gelir.
Fetih, İslam’da iki yerde kullanılmıştır.
Birincisi Mekke'nin fethi için Kur'an-ı Kerim'de kullanılmış.
İkincisi de Resulullah'ın kelamında, İstanbul'un fethi için kullanılmıştır.
İstanbul mutlaka fethedilecekti.
Bu müjdeyi sevgililer sevgilisi vermişti çünkü,
‘’İstanbul elbette feth olunacaktır. Onu feth eden komutan ne iyi komutandır. Onun ordusu da ne iyi ordudur. ‘’
Bu müjdeye kavuşmak için birçok millet mücadele etmiş. Fakat bu şeref Müslüman Türk Milletine nasip olmuştur.
İstanbul bulunduğu yerin değeri bakımından her devirde dikkatleri üzerine çekmiştir.
17, si Gayri Müslim 7, si Müslüman Araplar, 5, de Müslüman Türkler tarafından olmak üzere tam 29 defa muhasaraya maruz kalmış. Fakat zafer Fatih Sultan Mehmet Han'a nasip olmuştur.
29 Mayıs 1453 de İstanbul'un Feth edilmesiyle,
Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş,
Henüz 21 yaşında olan Sultan 2. Mehmet Fatih unvanını alarak, Fatih Sultan Mehmet olarak anılmaya başlamış,
Tarihte en önemli Devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiş,
Orta çağ kapanmış, Yeniçağ başlamıştır.
Bu Fetih bizlere, komutanların ve askerlerin şehit olma arzularını, cesaretlerini gösterir.
Ayrıca,
İmanın inkara,
İlmin cehalete,
Birliğin düzensizliğe üstün geldiğini göstermektedir.
Fatih Sultan Mehmet Han şımarıp, zafer sarhoşluğuna kapılmamış, İslam'ın öngördüğü ilkelere uyarak,
Kadınlara,
Çocuklara,
Yaşlılara,
İbadetiyle meşgul din adamlarına dokunmamıştır.
Ayrıca gayri Müslimlere ait olan ibadethanelere dokunmamış, herkesin can ve mal güvenliğini sağlamıştır.
Bu asil davranışıyla İstanbul'u Fethetmekle kalmamış, gönülleri de fethetmiştir.
Ayasofya'yı fethin sembolü yapmış. Ayasofya'da çan sesleri yerine ezan sesleri duyulmaya başlamıştır.
Büyük şairimiz Yahya Kemal, Milli Mücadele sırasında devletimizin manevi temellerini Ezan ve Kur'an seslerinde arar.
Ve şöyle yazar,
Gezintilerim bir hakikati keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır. Fatih'in Ayasofya minaresinde okuttuğu ezan, Selim'in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur'an dır der.
Bizim tarihimiz zaferlerle doludur.
Ecdadımız insanlığa ışık tutmuştur.
Osmanlı, ülkeleri kuşattığı an bir bütün idi ve Hakk'ı temsil ediyordu.
Milletimiz yeniden güçlenmeli, saadetin kapılarını açmalıdır. Bu büyük görev bizlerin üzerindedir.