Fatih Sultan Mehmet’e sormuşlar:
—İstanbul’u niçin fethettin?
—önce o benim gönlümü fethettiği için, demiş.
Puanlama ile Kırşehir Cumhuriyet ilköğretim okulu öğretmenliğine atanmıştım. Bu okul, öğrencileri, velileri, temizliği, başarısı… ile gönlümü fethetmişti.
*
1993 yılında öğretmenliğimin yirmi üçüncü yılı içindeydim. Birinci sınıfları okutmaya başladım. Daha çok ikinci devreyi okutmuştum. Birinci sınıf deneyimim pek yoktu.
Bu okulda çalışan öğretmenlerin hepsi benden daha kıdemli, deneyimli, başarılıydı. Sınıf mevcutlarımız ortalama 50 civarındaydı. “Ya başarılı olamazsam?” diye korkuyordum ama başarılı olmamam için hiçbir neden yoktu. Başarılı olmak için elimden geleni yapacaktım.
Çocuklar okula alışana kadar zorluklar çektim. Sınıfta ağlayan, ailesi ile oturan, altına kaçıran, uyuyan, meme emen, okuldan kaçan… çocuklar oldu ilk zamanlar. Birinci sınıf çocuklarına çok sabırla yaklaşılacağını, kızılmayacağını biliyordum.
Birkaç hafta sonra kendiliğinden her şey düzene girdi.
Velilerle iletişimim iyiydi. Birbirimize güveniyorduk ve çocukları ile ilgili ne söylersem derhal yerine getiriyorlardı. Hele bayan velilerim özel sorunlarını bile anlatıyorlardı. Çok kadının da ortak derdi kocalarının içki, kumar, vb gibi sorunlardan kaynaklanıyordu. Kadınlar “hiç olmazsa çocuklarımız okusun da onlardan gülelim” diyor, çocuklarının öğrenimleri ile canla başla ilgileniyorlardı.
Birkaç ay içinde çoğu okumayı öğrendi. Okulda öğrencilerimle zamanın nasıl geçtiğini bilmiyordum. Sınıfıma girince başka hiçbir sorunumu düşünemiyordum. Velilerim benden daha heyecanlıydılar. Çocuklarına, fazlasıyla yardımcı oluyorlardı. Okumaya geçen her öğrencimin velisi kendiliğinden sınıfa bir kutu çikolata ile geliyordu, olayı kutluyorduk. Birinci dönem şekersiz, çikolatasız günümüz olmadı. Kadınların toplantı günlerinde bile çocuklarının nasıl okumaya geçtiği anlatılıyormuş.
Bu yıl kar çok yağdı. Kar yağınca bazen öğrencilerle beden eğitimi derslerinde, karların içinde yatıp yuvarlanarak, kardan adamlar yaparak, kartopu oynayarak geçirdik.
Yarıyıl tatilinde hiç ödev vermedim. Yalnızca,
—Bol bol oynayın, dinlenin, uyuyun, beslenin, isterseniz öğrendiklerinizi tekrar edin, dedim.
Çocuklar yorulmuştu. Oyun da onlar için her şeyden önceydi. İsteksiz yapılan ödevlerin çocuğu bıktırmaktan başka hiçbir yararı olmuyordu. Çoğu aileler zaten çocuklarını erken okumaya geçmesi için gereğinden fazla sıkıyordu.
Öğrencilerim yarıyıl tatilinden dinlenmiş, büyümüş olarak döndüler. Bazılarının durumu daha iyi olmuştu. Çünkü bol bol kitap okumuşlardı.
Sınıfımda okumayan hiçbir öğrencim kalmadı. Uzman görüşüne göre “öğrenme özürlü” olan bir öğrencim bile okuyordu. Yılsonunda çocuklar kadar anneleri, babaları da heyecanlıydı. Ne de olsa küçücük çocukları masal, hikaye kitaplarını hızlı ve anlaşılır bir şekilde okuyabiliyorlardı.
Sınıfımda okumaya geçen öğrencilerime okuma alışkanlığını geliştirmek için birer masal kitabı armağan etmiştim. Çocuk öğretmeninden armağan alabilmek için daha da istekli oluyordu. Bu sayede sınıftaki bütün öğrencilerime masal-hikaye kitabı armağan etmiş oluyordum. Velilere de çocuklarına masal anlatmalarını, kitap okumalarını, kitap armağan etmelerini öneriyordum.
Bütün öğrencilerim bir üst sınıfa geçti. Mesleğimin ilk yıllarından sonra, sınıfta çocuk bırakmamayı kendime ilke edindim. Sınıf tekrarının öğrenciye fazla bir şey kazandırmadığını anlamıştım. Çocuğun başarısızlığının sevgisizlik, ilgisizlik, güvensizlik, beslenme bozukluğu, iyi duyamama, göz kusurları… gibi şeylerdi. Çocuğun başarısızlığı aslında öğretmenin başarısızlığı idi. Meslek yaşamımın sonuna doğru çok şeyler öğrendim.
Okul kapanmadan önce son iki gün, okul bahçesinde müzikli eğlenceler yaptık. Oyunlar oynadık, saz eşliğinde türküler söyledik. Karnelerini verip öğrencilerimizi tatile gönderdik. Biz öğretmenlerin on beş gün daha seminerleri oldu. Seminer boyunca da güzel günlerimiz oldu. Bazı günler derslerle ilgili sunumlar yaptık, bazı günler yedik, içtik, çaldık, oynadık. Öğretmenler birbirimize daha iyi kaynaştık.
Eylül ayında sağ salim buluşmak dileğiyle vedalaştık.
*
Bütün öğrencilerimize, öğretmen arkadaşlarımıza iyi tatiller dileği ile…