Hac, her Müslüman’ın hayallerini süsleyen, İslam ın beş şartın dan biri. Mekke ve Medine gitmek hacı olmak herkese nasip olmayan, bir haslet. Mekke ve Medine hacca gitmek için bir ömür boyu göz yaşı döken aşıkların mekanı. Hacı olmak, sevgiliye kavuşmak, sevgili ile hem hal olmak, Bir ömür boyu beklenilen an. Her anı kıymetli. Her anı değerli.
Hac anlatılamaz, târif edilemez, yaşanır. Hacca giderken hem manen hem de madden kendimizi hazırlamak gerekir. Allah ve resul sevgisiyle coşan kalplerimizi, ruhumuzu mayalamak, kıvama getirmek gerek. Allah rasulünün ve Eshab-ı güzin’in hayatlarını sil baştan yeniden okumak, Medine de sevgili peygamberimizin bulunduğunu, unutmadan edep dairesi içerisinde, huşu içinde onu selamlayıp, ibadetlerimizi yerine getirmek gerek.
Medinenin, Rasulullah’ı kucaklayan dağları, ne güzeldir hurma bağları. Peygamber şehri, bereket şehri. Medine, Aşıklar mekanı. Gündüzünde nar gibi parlayan güneş, sabahları bad-ı sabadan esen rüzgarla gelen aşıkların salavatı ile şenlenen, renklenen, gecesi zahit ve abid lerin ibadetleri ile aydınlanan şehir. Sevinç göz yaşları ile Rasulullah’a kavuşmak, sahabelerle buluşmak, onları orada diye düşünmek. Cennet bahçesinde ibadetler yapmak, dualar etmek, yaratana en içten, en samimi yakarışlarla. Güller arasında ve misk kokulu dosdoğru ibadetler yapılan mescidi nebevi.
Hac, bir vuslatın zahirde gelebileceği son an, maneviyatta ise ölçüsü olmayan duygu seli, aşıkın maşukuna kavuşma heyecanı. Hac yolculuğu boyunca edebe mugayir işler yapılmamalı..
Şair Nabi (Allah Rahmet Eylesin) bir şiirinde, dediği gibi
Sakın terk-i edebten,
Kuy-ü mahbub-u Hüdadır bu.
Nazargah-ı ilahidir.
Makam-ı Mustafa`dır bu.
Gideceğimiz yerin makamı Mustafa olduğunu unutmamak gerek. Edep dairesi dışına çıkmamalı, birbirmizi incitecek, kıracak söz ve davranışlardan sakınılmalıdır. Çünkü sevgili peygamberimiz “Haç meşekkattir” buyurmuştur. İki cihan güneşinin huzuruna çıkacağımızın idraki ve hissiyatı içinde olunmalı. Medine ye ilk gittiğimizde boy abdesti ile bedenimizi temizlerken, dilimizde selat-ı şeriflerle ravzay-ı mutahharaya gidilmeli. Peygamberimizi görüyormuşçasına edepli bir şekilde selatı şeriflerle getirerek onu ziyaret etmeli.
Hani ilahi varya, Arafat ne güzel dağdır, Peygamber ölmedi sağdır. Diye. İnanın bu haslette bu huşu içerisinde sevgiliye koşan hacı için peygamber sağdır.
Gerilere taaaaa gerilere, peygamber zamanına gidilmeli, o günler düşünülmeli. İbadetler, ziyaretler bu düşünce ile, peygamberin yanındaymışız gibi, bu atmosferde yapılmalı.
Hadi şimdi kalkın, hicret edelim hülyalarımızda, hayallerimizde. Kutlu şehir, Medine ye
Medine de henüz alacakaranlık, sabaha saatler kalmış. Ilık ılık sabah yeli esmekte. Henüz güneş güzel yüzünü bulutlar arasında saklamışken. Medine Hz. Bilalın ezan sesi yankılanıyor, peygamber şehri güne bu ezanla uyanıyor. Öyle bir ezan ki yeri göğü kaplayan, öyle bir ezan ki gönüllere sürur ve neşe veren. Öyle bir ezan ki, Medine yankılanıyor, dağlar, taşlar, nebatatlar bütün canlı ve beşer nefeslerini tutmuşlar bu nazik, yanık içten ve tatlı huşu içinde okunan ezanı dinliyor. Hz. Bilal in mübarek ağzından dökülen inci tanesi, billur sesi, gür sesi yankılanıyor Medine de. Allahüekber, biraz sonra evlerin kapıları aranıyor. Alaca karanlıkta iki büklüm halim, selim mazbut Allah dostları sahabeler yavaş, edepli bir şekilde mescide doğru yürüyorlar. Dillerde kelime yi tevhit, gönüllerde Allah ve Rasulullah sevgisi. Veee Peygamber görülüyor hane-i saadetlerinin kapısında. Ay parçası, kelimelerin onu anlatmakta yetersiz kaldığı güzellik. Güneş gibi parlıyor. İki cihan güneşi. Güneş kıskanıyor onu, daha da saklanıyor bulutların arasına. Onun karşısında ki hicabından. Peygamber geliyor fısıltıları arasında ilerliyor Rasulullah. Ağır adımlarla mescidi nebevi ye doğru. Yanında Cebrail, ve diğer melekler. Arkasından güller giriyor, mescide. Saadet giriyor, huzur giriyor, güneş giriyor . Gül kokusu genizleri yakıyor. Bastığın yerlere kurban olayım diyen sahabelerin önünde şimdi namaz için tekbir alıyor. Arkasında Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğer sahabeler ve melekler………………..
Bu ve bunun gibi temiz duygu seli içinde ibadet yapılmalı. Rasulullah a selat-ı şerefeler getirilmeli. Seven sevdiğine giderken hediyeler götürür ya. Bizde Rasulullah a giderken selatı tefriciyeler, selati şerifeler le süslü bir kalp, tertemiz bir gönül götürelim.
Şiirler yazıldı, kasideler okundu Rasulullah adına, medine ve mekke adına. Ona olan özlem ve muhabbetler kat re kat re yudumlandı, aşk şerbetleri ile. Ne care ki bir lahza bile dindiremedi, dindiremez aşıkın ateşini bu şerbetler. Aşıkın, yüreği köz gibidir yanar Allah aşkı peygamber aşkı ile. Dindiremez bu yangıyı, bu ateşi kaynağı bitmeyen göz yaşı pınarları. Dimağı ondadır, Artık her baktığı yerde onu görür, onun dili ile konuşur. Onu yaşar, kalbinin en ücra köşelerinde. Müminin, acizane ama samimi hediyesi dir, dilinden eksik olmayan selat ı şerifeleri, tevhitleri.
Mekke, Allah ın evi. İlk mescid. Rasulullah ın tavaf yaptığı, ayak bastığı mekanlar.
Kabenin örtüsü kare
Açtı yüreğime yare
Bulunmaz derdime çare
Yaralıyım yaralı.
Maneviyatın doruğa cıktığı an. LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK…… Geldim Allahım sen nasip ettin geldim Allahım, emrindeyim huzurundayım hissiyatı ile yapılır. Tavaflarımız. Rasulullah önümüzde, yanı başlarımızda sahabeler le, beraberce. Dillerde dualar, gönüllerde zikirler le. Allahım ne mutlu anıdır bu an hacının, bitmesini istemediği, zaman ve mekanın durduğu bir an. Akşam namazına eşlik ederken kırlangıçların, hak hak diye ötüşleri. Kulaklarda bıraktığı sufi nağmeleri.
Hz. Hatice validemizin su arayışını yaşarız safa ve merve tepelerinde.
Arafat’ta vakfe , mahşeri kalabalık. Mahşerin provası. Kefen misali giyilen ihrâmlarla dünya malının, mülk ve servetinin geçici olduğunu telkin eden, âhiretteki mahşeri hatırlatan, aynı kıyafet içinde zengin-fakir, şehirli-köylü ayırımını ortadan kaldıran, "ben"liği yıkıp "biz"i öne çıkaran, helal olan bazı şeylerin ihrâma girdikten sonra haram kılındığı ve böylece nefis terbiyesi, irade ve sabır eğitiminin yapıldığı, ALLAH Teâlâ'ya açılan ellerin boş çevrilmediği, dînî duyguların, ihlas ve samimiyetin doruk noktaya çıktığı bir ibadet.
İşte bu manevi iklimi yaşayabilmek için hacca ayrılan zaman dilimini çok iyi değerlendirmek gerekir. Bu nedenle, daha işin başında iken kendimizi, niyetimizi ve kalbimizi başka işlerle meşgul etmeden "sadece hac ve ibadet yapma" niyet ve arzusuyla hazırlamamız önem arz etmektedir.
Bütün hacı adaylarımızın yapacakları hacları mebrur duâları kabul olunması, hasseten bu fakire de mübarek mekanlardan duâlar edilmesi, acizane ama halisane olarak Efendimiz, sultanımız peygamberimize selamımızın iletilmesi, temennisi ve Allah ın en kısa zamanda bize de nasip etmesi dileği ile…